
Güncelleme:10 Şubat 2011 18:30
Kaplan ise dün genel kurul da yaşanan Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’nın Kenan Evren için ‘sayın müvekkilim’ ifadesini kullandığını belirterek “Benim de müvekkilim Sayın Öcalan. Hanginiz müvekkiline sayın demiyor” diye konuştu.
Meclis Genel Kurulu’nda Bazı Kamu Alacaklarını Yapılandıran ve Çeşitli Kanunlarda değişiklik öngören torba tasarı üzerindeki görüşmeler 7’nci bölüm üzerinden devam ediyor. Öğrenci affını da öngören 7’nci bölüme ilişkin maddeler ise Genel Kurul’da sık sık tartışmalara neden oldu.
-“BAŞBAKAN DA TERÖRİST O ZAMAN”-
Genel Kurul’da konuşan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, öğrenci affıyla ilgili maddede affa ilişkin getirilen ‘terör suçundan hüküm giyenler’ hariç ifadesine tepki gösterdi. Kaplan Başbakan Erdoğan’ın da Diyarbakır DGM’de yargılandığını belirterek “Başbakan da teröristtir bu maddeye göre üniversitede okuyamaz. Diyarbakır DGM’de yargılanmıştır, dağdan inenlere üniversite kapısını kapatıyorsunuz” dedi. Kaplan’ın sözlerine AKP milletvekilleri tepki gösterirken Kaplan AKP’lilere ‘DGM kararını getiririm. Allah Allah doğruyu doğrulayın ne yaptığınızı bilmiyorsunuz” diye bağırdı. Kaplan’ı birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Sadık Yakut da “el kol hareketlerini bırakın indirin elinizi. Haddinizi bilin” diye uyardı. Milletvekillerinin sorularına hükümet adına yanıt veren Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ise Kaplan’ın sözlerine “Sayın Kaplan’ın başbakanımıza öyle bir yakıştırmada bulunacağını sanmıyorum. Kanunla ilgili yorum yaptı. Terörün, teröristin evrensel hukuk çerçevesinde tanımı belli. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı hakkında böyle bir yorum yapmaz diye düşünüyorum. Düzeltilmesinde fayda var” karşılığını verdi.
-“SAYIN ÖCALAN DA BENİM MÜVEKKİLİM”-
Genel Kurul’da yine BDP’li Hasip Kaplan’ın kürsüden yaptığı konuşmada Abdullah Öcalan için “Sayın Öcalan” ifadesi de tartışmaya neden oldu. Kaplan’ın ifadesi nedeniyle Meclis Başkanvekili Sadık Yakut mikrofonun sesini kesti. BDP’li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine ise Yakut, “İçtüzük gereği kesme hakkım var”dedi. Yakut Kaplan’ı “40 bin kişinin ölümüne sebep olan bir kişiye sayın diyemezsiniz. Sözlerinizi düzeltin” diyerek uyardı. Kaplan ise “Sayın Öcalan” ifadesini “Sayın Kenan Evren deniliyor. Sevgili müvekkilim denilebiliyor. Benim de müvekkilim Sayın Öcalan. Hanginiz müvekkiline sayın demez. Bu ülkede katliam yapanlar sokaklarda kahraman gibi dolaşıyor” şeklinde savundu.
-“100 BİN ÖĞRENCİNİN ÖNÜNÜ TIKIYOR”-
Torba tasarıda yer alan öğrenci affıyla ilgili düzenlemedeki ‘terör örgütü suçundan hüküm giyenler hariç’ ifadesinin 100 bin öğrencinin önünü tıkadığını savunan Kaplan, “100 bin gencin içinde devrimcisi var, ülkücüsü var, İslamcısı var, sağcısı solcusu var. Yapmayın, biraz sağduyu biraz izan” dedi.

Güncelleme:04 Şubat 2011 13:13
-DARBE TARTIŞMASI-
Genel Kurul’da görüşülen Torba Tasarısı zaman zaman gergin anlara neden oldu. Genel Kurul’da çıkan “darbe” tartışması tutanaklara şöyle geçti:
AKP Hatay Milletvekili Abdülhadi Kâhya: Aynaya bak, aynaya…
CHP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli: Laf atarak susturabileceğinizi sanmayın.
AKP Bursa Milletvekili Mehmet Ocakden: Darbe mi yaptıracaksın?
AKP Kahramanmaraş Milletvekili Fatih Arıkan: Beş ay sonra…
Tayfun İçli: Göreceğiz. Bu baskıcı, bu totaliter anlayışla bir yere gidemeyeceğinizi sizler de göreceksiniz. Bunlar demokratik davranışlar değildir, bunlar ileri demokrasi örneği değildir.
Mehmet Ocakden: Siz darbeleri çok iyi bilirsiniz.
-”OTUR LAN YERİNE” VE “TERBİYESİZ HERİF” SESLERİ YÜKSELDİ-
Muhalefetin yoklama talepleri de Genel Kurul’da tartışmalara neden olurken tutanaklara şu sözler yansıdı:
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce: Yoklama talep ediyoruz.
AKP Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan: Ayıp ya!
Muharrem İnce: Ne demek ayıp? Otur lan yerine! Terbiyesiz herif! Ne demek lan ayıp! Şu terbiyesizi susturur musunuz! Böyle bir şey olabilir mi? Yaptığım şey İçtüzük’e uygun bir şey. ‘Ayıp ya!’ diyor. Dışarıda oturup çay mı içeceksin? Terbiyesiz herif! Ayıp mı benim yaptığım?
Mehmet Emin Tutan: İyi yapıyorsun! Sana yakışıyor!
Muharrem İnce: Kulaklığını çıkar önce! Dışarıda oturacaksın, öyle mi? Bu, benim İçtüzük’ten gelen hakkım, sana mı soracağım?
AKP Bursa Milletvekili Ali Koyuncu: Ya ne bağırıp duruyorsun!
CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen: Gelin insanca koyalım ortaya, bir düzenli tarih koyalım, gündemi belirleyelim, çalışma saatlerini düzenleyelim?
AKP Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş: Palavra atma Mehmet.
Mehmet Ocakten: Ayda kaç defa Meclis’e geliyorsun?
Mehmet Sevigen: Ben gelirim, gelmem? Sen iktidarsın. Siz yapacaksınız bunu. Sizin göreviniz sevgili arkadaşlarım.
Mehmet Emin Tutan: Sen de aynı parayı alıyorsun.
-”HADİ BE YÜRÜ” SESLERİ GENEL KURUL’DA YÜKSELDİ-
Mehmet Ocakden: Boşuna yalakalık yapıyorsun, işe yaramayacak. Önce Meclis’e gel Meclis’e. Bir dahaki sefer gelemeyeceksin.
Mehmet Sevigen: Yalaka sensin. Utanmıyor musun! Milletvekilisin, utanmıyor musun!
Mehmet Emin Ekmen: Sayın Başkan, bu ne böyle ya! Sayın Başkan, çayhanede mi konuşuyor?
CHP Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz: Sayın Başbakan çok konuşuyor da, her şeyi biliyor da bir tek haddini bilmiyor, haddini. Haddini de 12 Haziran’daki sandıkta vatandaş bildirecek.
AKP Ankara Milletvekili Burhan Kayatürk: Terbiyeli ol!
Yaşar Ağyüz: Ben saygıyı senden iyi bilirim.
Mehmet Emin Ekmen:Hadi be! Yürü!
AKP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Aydoğan: Yürü! Yürü!
-”SUS OTUR YERİNE, SAYGISIZ ADAM”-
CHP Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, “Sizlerin yaptığı gibi seksen beş yıllık Cumhuriyet kazanımlarını peşkeş mi çekecekler yandaşlarına değerli arkadaşlar?” sözleri üzerine tutanaklara şu tartışma yansıdı:
AKP İstanbul Milletvekili Recep Koral: Ne kadar ayıp bir şey. Hiç yakışıyor mu?
Akif Ekici: Sus, otur yerine.
Recep Koral: Ne susacağım be!
Akif Ekici: Sus otur yerine, saygısız adam.

Güncelleme:02 Şubat 2011 21:05
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Bakanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Torba Kanun’un 183 maddesinde yer alan düzenlemeyle ilgili açıklamalarına ilişkin, “CHP’de her kafadan ses çıkıyor, kimse ne yaptığını bilmiyor derken CHP’li dostlarımız rahatsız oluyorlar. CHP’de orkestra şefi maharetli değil derken rahatsız oluyorlar. Kendi arkadaşlarınız bu düzenlemeyi (Torba Kanun’un 183. maddesi) yapmış. Siz çıkıp da bunu grup toplantınızda bu şekilde, AK Parti’nin bir suçuymuş gibi anlattığınızda sizin samimiyetinize inanırlar mı? AK Parti hesapları ve harcamaları açık ve şeffaftır” dedi.
Çelik, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği bazı iddialarla ilgili açıklamalarda bulundu.
Fiskobirlik’in, 2002’de iflas eden bir kuruluş olduğunu ve fındık paralarını ödeyemediğini ifade eden Çelik, fındık paralarının artık ödenebildiğini belirtti.
Çelik, 2002’de 1.6 TL olan fındığın bugün 4.5 TL civarında satıldığını, fındığa verilen desteğin ise dönüm başına 150 TL’yi bulduğunu anlattı.
Ordu ve Giresun’a havaalanı yapılmadığı yönünde iddialar olduğuna işaret eden Çelik, bu bölgeye havaalanı yapılmasının zaten yatırım programı içinde olduğunu ve gelecek ay ihaleye çıkılacağını bildirdi. Çelik, Türkiye’deki havaalanı sayısının 46’ya ulaştığını ifade ederek, “Havaalansız il bırakmayacağız” dedi.
Sivil havacılıktaki iyileşmeye işaret eden Çelik, 2015’te ulaşılması öngörülen 55 milyon yolcu sayısının daha 2005 yılında elde edildiğini söyledi.
“Sivil havacılıkta CHP, AK Parti’ye dil uzatırsa büyük haksızlık yapmış olur” diyen Çelik, Karadeniz’de liman ve tersane yatırımlarındaki artışa dikkati çekti.
“BUNU TEK KELİME İLE AYIPLIYORUM”
CHP’lerce, AK Parti’nin harcamalarıyla ilgili de bazı iddialar dile getirildiğini anımsatan Çelik, şunları kaydetti: ”Partilerin hesaplarını Anayasa Mahkemesi inceler. Mahkemenin, 2010 yılı kesin hesap incelemelerine göre, AK Parti’yle ilgili 5 yıl için ’uygun görülmeyen’ harcama tutarı 63 bin TL’dir. Uygun görülmeyen harcamalar nelerdir? ’Parti adına değil, kişiler adına düzenlenen belgeler var.’ deniliyor. O da nedir? Bir arkadaşımız, bir genel başkan yardımcımız, bir milletvekilimiz, bir MYK üyemiz, bir ile gitmiş. Uçak bileti almış. Uçak bileti parti adına değil de şahıs adına kesilmiş. Anayasa Mahkemesi diyor ki ’Hayır, parti adına kesilmesi lazım. Bunu kabul etmiyorum.’ Otelde kalmış, fatura parti adına değil de şahsı adına kesilmiş. Burada yapılan yolsuz bir harcama söz konusu değil. Fatura kaybolmuş, faturanın noter tasdikli sureti verilmiş. Anayasa Mahkemesi diyor ki ’Hayır, aslını istiyorum.’ Bunu uygunsuz harcama olarak görüyor. Bu tür harcamalardır. Sayın Kılıçdaroğlu, AK Partililer sanki tonlarca parfüm almış, bütün bu parfümleri de Sayın Başbakan sabah akşam sıkmış gibi bir açıklama yaptı. Bu tek kelime ile ayıp. Sayın Kılıçdaroğlu’na kelimeleri öğretmek istiyorum. Fransızca “Parfümeri” kelimesine ’Itriyat’ denilirdi. “Itriyat” veya ’parfümeri’ sadece parfüm manasında değil, parfümeri, kozmetik olarak da geçer. Bizim genel merkezde makyözümüz var, berberimiz var. Buralara alınan spreyden tutun da aklınıza gelecek ne kadar makyaj malzemesi, parfümeri malzemesi varsa tüm bunların toplamı, ne kadar biliyor musunuz? 5 yılda, toplam 2 bin 768 TL. Yılda 500 TL. Şimdi sanki, sabah akşam kendi özel bakımlarını partiye yaptırıyorlarmış, Başbakan veya buradaki partililer yapıyormuş gibi çıkıp bunu grup toplantınızda anlatacaksınız veya burada AK Partililer’in uygunsuz, yolsuz bir harcama yaptıklarını söyleyeceksiniz, ima edeceksiniz. Bunu tek kelime ile ayıplıyorum.”
Çelik, CHP’nin, uygun görülmeyen harcamalarıyla ilgili ise, “CHP’liler yemeğe gitmişler, garsona bahşiş vermişler. Onu gider göstermişler. Resmi gazetede geçer. 16.12.2010’daki resmi gazetede AK Parti ve CHP’nin harcamalarını göreceksiniz. Başka ne var? Tahrifatla ödenmesi gereken tutarlarda fazla ödeme yapmak, evrak sahteciliği yapmak. AK Parti’nin 63 binine karşın CHP’nin harcaması 1 milyon 35 bin TL. Başka ne var? Mükerrer gider kaydı var. Yapılan harcamayı tekrar tekrar yapılmış gibi göstermek. Halk TV’nin kendisinin yapması gereken ödemeleri CHP’nin parasından yapmak. Bu da 236 milyon TL tutarında” diye konuştu.
“CHP KENDİ ÖNERİSİNE SAHİP ÇIKMIYOR”
Çelik, Torba Kanun’un 183. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Siyasi partiler amaçlarına ulaşmak için siyasi faaliyet kapsamında her türlü harcamayı yapabilir”şeklindeki düzenlemeyle ilgili, Kılıçdaroğlu’nun, “Torba Kanun’a bir madde daha eklediler. İstedikleri gibi harcama yapabilirler, parfüm alacaklar ya ondan” diye açıklamada bulunduğunu belirtti. Bu düzenlemeye ilişkin talebin CHP’den geldiğini savunan Çelik, düzenlemenin CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Edip Uğur, CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek tarafından birlikte formüle edildiğini söyledi.
Çelik, “CHP’de her kafadan ses çıkıyor, kimse ne yaptığını bilmiyor derken CHP’li dostlarımız rahatsız oluyorlar. CHP’de orkestra şefi maharetli değil derken rahatsız oluyorlar. Kendi arkadaşlarınız bu düzenlemeyi (Torba Kanun’un 183. maddesi) yapmış. Siz çıkıp da bunu grup toplantınızda bu şekilde, AK Parti’nin bir suçuymuş gibi anlattığınızda sizin samimiyetinize inanırlar mı? AK Parti hesapları ve harcamaları açık ve şeffaftır” açıklamasında bulundu.
“KELİME OYUNLARI YAPMAYIN”
AK Parti’nin adının başındaki ilk harflerden yola çıkarak, “Aldatanlar ve Kandıranlar Partisi” diye bazı nitelendirmelerde bulunulduğunu dile getiren Çelik, “Kelime oyunları yapmaya başladınız mı bunun nerede duracağına siz karar veremezsiniz. Harflerden yola çıkarak, size de yakıştırmada bulunabilir insanlar. Birileri de çıkar, CHP’ye, ’Cürüm ve Hile Partisi ya da Cehalet ve Hile Partisi’ der. Bu tek kelimeyle ayıp. Kelime oyunlarıyla yakıştırmalar yaparsanız, başka insanlara da size başka yakıştırma yapma hakkı doğar. Bunu yapmayın, böyle basit şeylerle uğraşmayın” diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçekleştirdiği toplu açılışlardaki tesisler arasında, daha önceden açılanların bulunduğu, sadece boya badana yapılan binaların açılışlara dahil edildiği, yapılan ek binaların açılış kapsamında değerlendirildiği yönünde de iddialar ortaya atıldığına değinen Çelik, bu iddiaları yalanladı.
“Yaptığımız hizmetlerden, yatırımlardan dolayı verdiğimiz rahatsızlık için CHP’den özür diliyoruz” diyen Çelik, “CHP’nin bu lafları (Açılışlara ilişkin iddiaları) üzerine kaleme sarılan kalemşöler var. CHP’lilere de, o köşe yazarlarına da söylüyorum. Başbakanın enerjisine, hayallerine sizin hayalleriniz ulaşamaz” şeklinde konuştu.
Çelik, Sosyal Güvenlik Kurumu zararlarına ilişkin, bugün kurumun zararının, Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürlüğü yaptığı dönemdeki zararla kıyaslandığında “oransal” olarak daha düşük olduğunu söyledi.
“CHP TEK TİPÇİLİĞİN, DAYATMACILIĞIN SEMBOLÜ VE ADIDIR”
Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, “Bütün özgürlüklerin garantisi biz olacağız” diye açıklaması olduğunu belirterek, şöyle konuştu: ”Bunu CHP söyleyince insanın gülesi geliyor. CHP, tek partili zihniyetin, jakoben devlet anlayışının, tek tipçiliğin, dayatmacılığın sembolü ve adıdır. Yargıyla ilgili kıyametler koparıyorlar. Çünkü CHP yargıyı kendi arka bahçesi görüyor. Çünkü onlar hala M. Esat Bozkurt’un şekillendirdiği yargının özlemi içindeler. Bunun devam etmesini istiyorlar. Biz de diyoruz ki, hayır. Yargı halkın yargısı olsun. Sizin arka bahçeniz değil, milletin adalet bahçesi olsun. Milleti direnmeye çağırıyorlar, sıkılmadan utanmadan Atatürk adına nutuklar icat ediyorlar. Atatürk’ü, Atatürkçülüğü, Nutuk’u iyi bilenlerden biri olduğumu iddia ediyorum. ’Türk çocuğu Cumhuriyeti tehlikede görürse eline geçirdiği taşla, sopayla, silahla Cumhuriyeti savunacaktır.’ Bunun adı anarşidir. Atatürk böyle bir şey demedi. Atatürk’ün arkasına geçerek siyaset yapmayın. Atatürk hayatta olsaydı bunların hepsini kovardı. Sizin ne kadar özgürlükçü olduğunuzu Dersimliler’e sorun. İnsanları mağaralara kapatarak gaz vermek özgürlükse ona bir şey diyemem. Birine çamur atarken, birkaç kere düşünmelisiniz. Attığınız bütün çamurlar size iade edilecektir. Kılıçdaroğlu’nu değil, halkımızı önemsediğimiz için sizin yalanlarınızı suratınıza çarpacak, çarpmaya devam edeceğiz.”

Güncelleme:01 Şubat 2011 12:24
İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:
İçerde ve dışarıda özellikle bölgemizde önemli gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Bunlara geçmeden önce son haftalarda ülkemizde yaşadığımız, yaşattığımız büyük açılış coşkularını kısa özetleyeyim istiyorum.
8 Ocak’ta Kars’ta toplu açılışları gerçekleştirdik. Okullardan, bölünmüş yollara kadar 43 farklı yatırımı o illerimizde son derece coşkulu bir katılım eşliğinde Karslı kardeşlerimize kazandırdık. Aynı gün Kars Sarıkamış ilçesinde, 1914 harekatında hayatını kaybeden şehitlerimizi de bir kez daha yad ettik.
Oradan Kuveyt ve Katar’a hareket ettik. Her iki ülkede iş konseyleriyle bir araya geldik. Ayrıca Kuveyt’te şahsıma mümtaz şahsiyet ödülünü de ülkem ve milletim adına büyük bir gururla teslim aldım.
15 Ocak’ta Muğla’daydık. Fethiye’de Muğla ve ilçeleri için yaptığımız 33 tesisin toplu açılışın gerçekleştirdik. Ardından İstanbul’da büyük bir açılış coşkusu yaşadık. 28 kavşak, 3 spor salonu, 2 metro istasyonu ve 3 adet stat bağlantı tünelini, 36 farklı yatırımı bir tek toplu açılış töreniyle, Sinan Erdem spor salonunda İstanbul’a kazandırdık. Sadece bu açılış töreniyle, İstanbul’a kazandırdığımız yatırımların toplam bedeli 775 milyon lira.
Ardahan’da 27 tesis, Batman’da 69 eser açtık. 12 Eylül’de ‘evet’ oyunun rekor düzeyde çıktığı, Ağrı’da aynı şekilde 41 yatırımın toplu açılışını gerçekleştirdik.
Bu arada Ukrayna’ya resmi ziyaretimiz oldu. Orada vize muafiyeti konusunda müzakerelerin başlatılması kararını aldık.
ERZURUM ÜNİVERSİTE OYUNLARI
Tabi Erzurum’da çok daha farklı bir heyecanı yaşadık. Önce 7 Ocak’ta Erzurum’a giderek, kış oyunları için Erzurum’a kazandırdığımız yaklaşık 650 trilyonluk bir yatırımla inşa ettiğimiz eserlerin açılışını yaparak Erzurumlulara kazandırdık.
Muhteşem bir manzaraydı. Lapa lapa yağan karın altında, statta tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Hele hele 80 yaşındaki cirit ustası dedemizle, 10 yaşındaki torununun, belki de torununun at üzerinde stadı selamlarken oluşturduğu tablo, dadaşların coşkusu, 80 ülkenin televizyonlarından canlı olarak yayınlandı. O manzara karşısında gözyaşlarına hakim olabilmek mümkün değildi.
8 yıl boyunca Erzurum’a her alanda yaptığımız yatırımları, Universiade’la farklı bir boyuta getirdik. Çok şükür artık Erzurum yeniden uluslar arası bir marka kent olma yolunda önemli bir sınavı başarıyla geçti.
Bugünde grup toplantımızın ardından Bişkek’e hareket ediyoruz. İki ülkenin ticaretini artırmak için toplantımızı yapacağız. Alın teri döken her bir kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Eğitime ilişkin birkaç şey söylemek istiyorum. Dün TRT Okul’un açılışını gerçekleştirdik. TRT Okul 24 saat eğitim yayını yaparak eğitime önemli bir katkı sağlayacak.
Kredi ve Yurtlar Kurumu’muz yurtdışındaki öğrencilerimize kredi ve burs vermeye başlıyor. Öğrenci yurdu için de hazırlıklarımız başladı. Milli Eğitim Bakanlığımız başarılı fakat ihtiyaç sahibi öğrenciler burs desteği sağlıyordu. Şu anda 212 bin öğrencimiz bu burstan yararlanıyor.
Bölgemizde, yakın coğrafyamızda önemli olaylar, açıkçası tarihe yön verecek önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu olaylara yaklaşımımız, günlerdir siyasi çevrelerde sorgulanıyor. Alıştık bunlara.
“SESSİZ KALMAMIZ MÜMKÜN DEĞİLDİR”
Şunu öncelikle söylemek istiyorum. Ak Parti her zaman hak ve özgürlükten yana olmuştur. Bizim bırakın bölgeyi, dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir zulme sessiz kalmamız mümkün değildir. Bunları ama yazılı, ama sesli muhakkak dile getirmişizdir.
Ak Parti kurulduğu günden itibaren halkın tercihlerinin her şeyin üzerinde olduğuna inanmış ve bunu savunmuştur. Ak Parti yola çıkarken, yeter söz de karar da milletin diyerek, sadece millete inanarak iktidara iş başın gelmiş, emanet yüklenmiş bir partidir. Her zaman söylüyorum. Ak Parti’nin rotasını millet çizmiştir, bundan sonra da millet çizecektir. Ak Parti’nin kumaşını millet dokumuştur, bundan sonra da millet dokuyacaktır.
Milletin demokrasi yönünde ortaya koyduğu büyük bir haykırıştır. Ak Parti’nin varlık sebebi demokrasiye güç vermektir. Hukukun üstünlüğünü hakim kılmaktır. Hak ve özgürlükleri hayata geçirmektir. Ak Parti dünyanın her yerinde, hiç korkmadan, asla ve asla tereddüt etmeden mazlumun, mağdurun yanında olmuş, her zaman baskı ve zulmün karşısında cephe almıştır.
HİÇBİR YERDEN İCAZET ALMADIK
Biz bugüne kadar hep dik durduk ama dikleşmedik. Bundan sonrada devam edeceğiz. Bizim bu dik duruşumuzu, birkaç tane entelektüel, birkaç tane köşe yazarı şekillendiremez. Biz hiçbir yerden icazet alarak bu yolda yürümüyoruz.
“TÜRKİYE TABULARI YIKIYOR”
Türkiye tarihin akışını değiştirecek roller oynuyor. Şahsiyetli bir dış politika izliyoruz. Zalimle zalim diyen, katile katil diyen Türkiye tabuları yıkmaktadır. İnsanları ablukaya mahkum edenlere dur bakalım diyen Türkiye hakkı ve hakikati haykırmaktadır.
Biz kendimiz için istediğimizi diğer kardeşlerimiz için de isteyen bir anlayışın temsilcisiyiz. Biz kardeş halkların komşu ülkelerin istikrarsızlık yaşamaması için bugüne kadar elimizden gelen çabayı sarf ettik. Bundan sonra da sarf edeceğiz.
İçindeki sorunları çözemeyen, kendi arasında uzlaşı sağlayamayan ülkeler aydınlık bir geleceğe de ulaşamazlar. Menfaatlerini de koruyamazlar.
Bunun için Filistin’de ulusal uzlaşı çağrısı yaptık. Irak’ta demokratik mutabakatın sağlanması için gayret gösterdik. Biz her zaman bölgemizdeki ülkelerin ulusal uzlaşılarını, birliklerini, demokratik gelişimlerini destekledik. İşte bu grup Türkiye içinde olduğu kadar, başta bölgemiz olmak üzere, tüm dünyada mazlumların sesi olarak tarihe ismini yazdırmış bir gruptur.
HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE HİÇBİR YÖNETİM KAYITSIZ KALAMAZ
Tarihte baskıyla sindirmeyle korkutmayla ayakta kalmayı başaran hiçbir yönetim yoktur. Er yada geç insanlık onuru ve haysiyeti bütün zincirleri kırmış, duvarları yıkmış, mazlumun ahı aheste de olsa çıkmıştır. Bu yüzden hak ve özgürlüklere hiçbir yönetim kayıtsız kalamaz.
Cumhuriyetimiz her geçen gün daha ileri demokrasiye doğru yol almaktadır. Demokrasi halkın sesine gönlüne iradesine taleplerine sahip çıkmayı, bunları yönetime yansıtmayı gerektirir.
Halka gözünü gönlünü kulağını kapatan yönetimler uzun ömürlü olamazlar. Halkın hiçbir çağrısı karşılıksız kalmaz. Halka rağmen hiçbir iktidar ayakta duramaz. Devlet halk içindir, halkın varlığıyla iradesiyle anlam kazanır.
Biz kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız kardeşlerimiz için aynısını istiyoruz. Biz kendimiz için nasıl huzur güvenlik istikrar kalkınma birlik istiyorsak, kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz.
ERDOĞAN’DAN MÜBAREK’E: “HEPİMİZ FANİYİZ”
Buradan Mısır Devlet Başkanı sayın Hüsnü Mübarek’e içten bir uyarıda bulunmak istiyoruz. Bizler insanız. Bizler faniyiz. Kalıcı değiliz. Her birimiz ölecek ve geride bıraktıklarımızdan dolayı sorgulanacağız.
Hepimiz gelip geçiciyiz. Baki olan gök kubbe altında hoş bir sada bırakmaktır. Saygıyla anılmaktır, rahmetle yad edilmektir. Bizler halk için varız. Onun için diyorum ki yarın öldüğümüzde, hoca efendi gelip şunu söylemeyecek. Cumhurbaşkanı niyetine demeyecek, Başbakan niyetine demeyecek, bakan niyetine demeyecek.
Trilyarderlere sesleniyorum. Trilyarderler niyetine demeyecek. Er kişi niyetine diyec ek, hatun kişi niyetine diyecek.
Seninle beraber gelecek sadece kefen olacak. Öyleyse o kefenin kadri kıymetini bilelim. Hem vicdanımızın, hem de halkımızın sesine, onların ya hayır duasına ya da bedduasına hazır olalım. Onun için halkın haykırışına kulak verin, kulak verelim.
Halktan gelen değişim arzusunu karşılayın. Açık söylüyorum. İstismarcıların, Mısır üzerine karanlık senaryoları olanların inisiyatif almalarına izin vermeden, önce siz adım atın. Halkı tatmin edecek adımlar atın.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Denizli’de ’Hayalet Sürücü- 2’ adlı filminin final sahnelerinin çekimleri için Pamukkale’de bulunan Oscar ödüllü ABD’li ünlü aktör Nicolas Cage ile görüştü, ardından Orhan Abalıoğlu Endüstri Meslek Lisesi’nin açılışına katıldı. Erdoğan, yolda, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile fazla uğraşmamasını isteyen bir vatandaşa, “O da çok küfür ediyor ama” yanıtını verdi.
Dün gece Burdur’dan Denizli’ye gelerek işadamlarına seslenen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu sabah konakladığı Colossae Otel’de ’Hayalet Sürücü 2’ adlı filmin final sahnesi çekimleri için Pamukkale’de bulunan ve aynı otelde kalan Oscarlı aktör Nicolas Cage ile görüştü. Basına kapalı görüşmede İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ve Ak Parti Grup Başkanvekili Salih Kapusuz da katıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan görüşmeden sonra Başbakanlık otobüsüyle Ankara Yolu üzerinde bulunan Orhan Abalıoğlu Endüstri Meslek Lisesi’nin açılış törenine katılmak üzere yola çıktı. Pamukkale Kocaçukur Mevkii’nde otobüsü durduran Erdoğan, yolda toplanan vatandaşlarla kısa süre sohbet etti. Oyuncak dağıtıp bir çocuğu kucağına alarak seven Erdoğan, bu sırada bir vatandaşın, “Başbakanım, Kılıçdaroğlu ile çok uğraşıyorsunuz, uğraşmayın” sözlerine, “O da çok küfür ediyor ama” yanıtını verdi.
Erdoğan, Ankara Yolu üzerinde hayırsever işadamı Orhan Abalıoğlu tarafından 4 milyon lira bağışla yaptırılan 40 derslikli Orhan Abalıoğlu Endüstri Meslek Lisesi’nin açılışına katıldı. Okulun açılış kurdelesini İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, hayırsever Orhan Abalıoğlu ve eşi Cedide Abalıoğlu’yla birlikte kesti. Açılışta kısa bir konuşma yapan Erdoğan, okulun gelecek nesilleri yetiştireceğini, insanın ölümden sonra yaptığı eserlerle anılacağını söyledi. Erdoğan, “Her zaman söylüyorum yarın veya her an öleceğiz. Öldüğümüz zaman bizi iki metreküplük mezara gömecekler. Ondan sonra da kimse için hoca efendi ‘cumhurbaşkanını, başbakan, bakan, belediye başkanı niyetine’ demeyecek. ‘Er kişi niyetine’ ya da ‘hatun kişi niyetine’ diyecek. Ve bizi o toprak mekana koyacaklar ondan sonra da çekip gidecekler. Orada biz yalnız başımıza kalacağız. Neyle bu yaptıklarımızla. Bu dünyada hoş bir seda bırakmışsak ne ala. İnşallah Orhan Beyin ve ailesininden bu tür hayırlar gelecektir. Bu okul inşallah ülkemiz için önemli bir doku taşı olur diyorum” diye konuştu.

Parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tekin, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Tekin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün Burdur’da yaptığı konuşmasına atıfta bulunarak, ”Sayın Başbakan, bugün Burdur’da her zamanki gibi şiddetli ve hiddetli üslubu ile CHP’yi saldırmıştır. Öyle anlaşılıyor ki milletvekillerimizin son günlerdeki bildirisi Sayın Başbakan’ın kimyasını fena şekilde bozmuştur” dedi.
Başbakan Erdoğan’ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sorduğu sorulara cevap vermekten çok bu soruları polemiklerle geçiştirmeye çalıştığını ileri süren Tekin, şöyle devam etti:
”Sayın milletvekillerimiz meşru zeminlerde demokrasilerde, özgür ve demokratik bir ülkede meşru haklarını kullanarak bir bildiri yayımlamışlardır. Sayın Başbakan, ‘halkı sokak, sokak, mahalle, mahalle direnmeye çağırdılar’ demiş. Her zamanki gibi ağzına ne geldiyse söylemiş. Bu çok alışık olduğumuz bir üslup. Biz sokak, sokak değil, bütün Türkiye’yi AKP’nin zorbalığına, hukuksuzluğuna, astığım astık, kestiğim kestik tutumuna, hak hukuk tanımamazlığına karşı direnmeye çağırıyoruz. Onun için ikinci bir Kurtuluş Savaşı’nın zamanıdır, diyoruz.”
Bildirinin her noktasına CHP olarak katıldıklarını belirten Tekin, ”Sayın Başbakan ‘böyle bir sorumsuzluk olur mu?’ demiş. Bu sorumsuzluk değil, halkımızın, ülkemizin demokrasimizin, hukukumuzun korunması için elimizi taşın altına koymak, sorumluluk üstlenmek, Türkiye’ye sahip çıkmak, bir kez daha net olarak söylüyoruz, partimiz milletvekillerinin haklı tepkilerini eşkıyalık olarak yorumlayan Başbakan iyi bilsin ki gerçek eşkıya derin devleti kurarak, Türkiye’yi korku imparatorluğuna çevirenlerdir. Ama Sayın Başbakan ile tüm yandaşları şunu çok iyi bilsin ki ‘eşkıya, dünyaya hükümdar olamamıştır’ ve eşkıya Türkiye’de de hükümdar olamayacaktır” dedi.
Tekin, daha sonra milletvekilleri tarafından yayımlanan bildiriyi okudu.
-”(ROMA’YI DA BUNLAR YAKTI) DERSE ŞAŞMAYIN”-
Başbakan Erdoğan’ı, işçilerin, memurların, öğrencilerin, ıslıkların rahatsız edebileceğini ifade eden Tekin, şunları söyledi:
”Siz 12 Eylül Anayasası’ndan önce mahallelerde, caddelerde, sokaklarda insanlara özgürlük dersi verirken şimdi bir hak arama eylemini meşru zeminin dışına çıkarmaya kimin hakkı olabilir. Sayın Başbakan demokratik bir kültürden gelmemiş olabilir ancak buna alışması gerekiyor. Sayın Başbakan’ın şöyle bir üslubu var, ‘Basını susturdum, üniversiteleri susturdum, medyayı susturdum, gençleri susturdum ama bir CHP’yi susturamadım.’ CHP’yi susturmak için de sayın Başbakan, bugüne kadar hiç bir Başbakan’ın kendisine yakıştırmadığı üslupla CHP’ye saldırmaya devam ediyor. Sayın Başbakan bu saldırılarına devam ederse bundan sonra da şiddetli bir şekilde aynı nitelikte cevabını alacaktır.”
Başbakan Erdoğan’ın, geçmiş dönemlerde Kahramanmaraş’ta, Çorum’da yaşanan acılarla ilgili CHP’ye pay çıkarmaya çalıştığını savunan Tekin, ”Önümüzdeki dönemde Sayın Başbakan ‘Roma’yı da bunlar yaktı’ derse hiç şaşmayın. Ben Sayın Başbakan’ın siyasi üslubunu değiştirmesini talep ediyorum. İnşallah üslubunu düzeltir” dedi.

Güncelleme:29 Ocak 2011 14:34
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Antalya’da Sueno Otel’de gerçekleştirilen Akademisyenler Çalıştayı’nda konuştu. Toplumu değiştirmek isteyenlerin başvurduğu en kestirme ve yapay yolun önce toplumsal kurumları değiştirmekten geçtiğini belirten Bahçeli, “Demokratik rejimlerde köklü dönüşümler toplumsal tahribatlara yol açar ve ağır bireysel ve toplumsal kimlik ve kişilik travmaları oluşturur” diye uyardı.

Güncelleme:30 Ocak 2011 03:15
TBMM Adalet Komisyonunun CHP’li üyeleri, Yargıtay ve Danıştay’da yeni daireler kurulmasını öngören yasa tasarısının görüşmeleri sırasında, ”çalışma koşullarının ortadan kalktığı” gerekçesiyle komisyon üyeliğinden istifa etti.
Tasarının 2. maddesine geçilirken, AK Parti’li bazı milletvekillerinin ”her maddede konuşma süresinin 5 dakika, her milletvekilinin 1 önerge vermesi”ni içeren önergesinin kabul edilmesinin ardından CHP’li komisyon üyeleri, zaman zaman dışarı çıkarak ”komisyondan istifa etmeyi” değerlendirdi.
Tasarının 6. maddesi görüşülürken söz alan CHP Halil Ünlütepe, ”Parlamento tarihinde belki ilk kez yaşanan bir durum olarak bir siyasi parti grubu olarak komisyondan istifa ediyoruz. Üyelik bazında değil, CHP kurumsal kimliğiyle şu andan itibaren Adalet Komisyonundaki uygulamalı protesto etmek, hakkın hukukun sağlanması için görevlerimizi bırakıyoruz. Eğer bir siyasi parti grubu komple tüm üyeleriyle bir komisyonu boşaltırsa, o siyasi parti grubu burada yeniden yer alıncaya kadar çalışamaz. Ama sizin hukuk anlayışınız farklı…” diye konuştu.
TBMM İçtüzüğü uyarınca, istifa ettikleri andan itibaren CHP’nin komisyonda temsil edilmeyeceğini savunan Ünlütepe, istifayla ilgili olarak şunları söyledi:
”Şu anda CHP Grup Başkanvekilliği tarafından TBMM Başkanlığına gönderilen bir mesajla, çalışma koşullarının tamamen ortadan kaldırılması, insanlık dışı ve hukuk dışı uygulamalara ve burada hukuk dışı uygulamalara meşruiyet kazandırmak dışında başka bir ortamın bulunmaması, çalışma ortamının yaratılmaması nedeniyle CHP Grubu olarak tüm arkadaşlarımızla birlikte istifa ediyoruz.
3,5 yıla yakın bir süredir sizlerle birlikte çalıştık. Bu süreç içinde sizlerden yakın ilgi gördük, hukukun üstünlüğün sağlamak, hukuk devletini yaratabilmek için parti diktatörlüğüne yol açacak, yargıda dikta uygulamalarınıza yol açacak ortamın önüne geçebilmek için ciddi gayretler içinde olduk. 2 gündür insanüstü bir çalışmanın içindeyiz. Başkanı bu konuda uyarmıştım. Partimizin yetkili organlarının verdiği karar doğrultusunda CHP milletvekilleri olarak Adalet Komisyonu üyeliğinden istifa ediyoruz.” Kendisiyle birlikte diğer üyeler Ali İhsan Köktürk, Turgut Dibek, Rahmi Güner ve Ali Rıza Öztürk’ün istifa dilekçelerini Komisyon Başkanı İyimaya’ya veren Ünlütepe, TBMM Başkanlığına da sunacaklarını söyledi.
Ünlütepe, ”Size hiçbir gün kırıcı davranış içinde bulunmak istemedik. Milletimizden aldığımız gücü ve halkımıza olan yükümlülüğümüzü, yaptığımız yemine sadık kalmak, insan hak ve hürriyetini korumak için komisyon üyeliği görevimizi yürüttük. Belki Türk Parlamento tarihinde ilk defa milletvekilleri komisyondan istifa ederek gerçek sineyimillet olan Parlamentoda yerimizi alacağız. Adalet Komisyondaki bu 2 günlük tutumunuzu Türk halkı ve kamuoyuyla paylaşacağız” dedi.
CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, söz alarak, Komisyonun çalışma yöntemini eleştirdi ve ”Bir milletvekili arkadaşımız hayati risk taşıyorsa, bunun vicdani sorumluluğunu hepimiz taşıyoruz. Günler sanki çuvala girmiş gibi dayatmayla çalışmayı eleştiriyoruz, kınıyoruz. Gerekirse günlerce konuşuruz ama kabul edilen bu son önerge, demokratik ülkelerin parlamentolarında olmaz” görüşünü ifade etti. Dibek, Anayasa’nın 95. ve İçtüzük’ün 21. maddesinin açık olduğunu kaydederek, ”Hükümet dayatma içinde. Temsili demokrasi AKP döneminde ortadan kalkmaktadır. Muhalefetin olmadığı yerde bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti olmaz. Ayrılıyorum görevimden, hepinize başarılar diliyorum” diye konuştu.
İyimaya, ”Güzel hukukumuz oldu, pazartesiye kadar kararınızdan döneceğinizi sanıyorum. Vicdani muhasebemi yapıyorum, adalet ilkesi çerçevesinde hareket ettiğimi düşünüyorum” görüşünü dile getirdi.
CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk de Anayasa’nın ve İçtüzük’ün ihlal edildiğini ileri sürerek, konuşma ve önerge hakkının sınırlandırılmasının kabul edilemez olduğunu, milletvekili yeminine sadık bir çalışma gerçekleştirme imkanı kalmadığı için istifa ettiğini söyledi.
CHP’li milletvekilleri konuşmalarını bitirdikten sonra salondan ayrıldı. İyimaya, CHP’lileri ellerini sıkarak uğurladı.
CHP’li milletvekillerinin Komisyondan ayrılmasının ardından söz alan MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ”CHP’li üyeler çalışma koşullarının uygun olması durumunda devam ederlerdi. Fikirler çatışmasa da değişen bir şey olmuyor. AKP’nin dediği dedik, astığı astık olur. Bunun neticesinde milletvekilleri bu görevden ayrıldılar” dedi.
CHP’li üyelerin, kurumsal kimliği çerçevesinde hareket etmek suretiyle ayrıldıklarını söylediğini kaydeden Bal, bu nedenle Anayasa’nın 95. ve İçtüzük’ün 21. maddesi uyarınca Komisyonun çalışmaya devam edemeyeceği görüşünü ifade etti.
MHP Aksaray Milletvekili Osman Ertuğrul da ”Şartları bu kadar zorlarsanız Parlamento tarihinde olmayan bir şeyin olmasına neden olursunuz. Büyük çoğunluğu olumlu, verimli çalışan bir komisyonun son çalışmalarında hoş bir durum yaşanmadı. Uygun olmayan şartlarda herkesi çalışmaya zorlamanız karşısında da CHP’nin eline böyle bir koz geçti. Biz de bundan sonra gidelim istirahatimizi yapalım. İstifa etmiyoruz ama siz bundan sonra nasıl biliyorsanız öyle yapın” diyerek Komisyondan ayrıldı. Ancak Ertuğrul daha sonra Komisyona geri döndü.
‘KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM EDECEĞİZ’
Daha sona Komisyon çalışmasına ara verildi. Bu sırada Komisyon Başkanlık Divanı bir değerlendirme yaparak, çalışmalarına devam etme kararı aldı.
Komisyon Başkanı İyimaya, CHP’li milletvekillerinin istifasına üzüldüğünü belirterek, yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığını kaydetti. İyimaya, Anayasa’nın 95. ve TBMM İçtüzüğü’nün 21, 22 ve 27. maddeleri doğrultusunda, Komisyonun gündemine aldığı işi sonuçlandırmasına karar verildiğini belirterek, ”Kaldığımız yerden devam edeceğiz” dedi. İyimaya, CHP’nin daha önce verdiği önergelerin işleme konulacağını bildirdi.
Bu sırada CHP’li Ünlütepe, yeniden Komisyona gelerek, kurumsal olarak istifa ettiklerini belirten dilekçeyi İyimaya’nın imzalamasını istedi. Ünlütepe, İyimaya’ya ”Şunu imzala gideyim” diye bağırdı. Ünlütepe, AK Parti’li milletvekillerine de ”Burada ana muhalefet olmadan nasıl çalışacaksınız?” diye tepki gösterdi.
Ünlütepe’nin Komisyona getirdiği ve CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi imzalı yazıda, ”İstifalar nedeniyle yeni üyelikler bildirilinceye kadar Komisyonun çalışmasına ara vermesinin zorunlu olduğu” görüşü yer aldı.
‘ENGELLEME AMAÇLI SİYASİ ŞOVDUR’
Öte yandan, Komisyonda bulunan AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlarken, ”CHP grubunun iradesiyle Adalet Komisyonundan ayrılmaları, komisyon çalışmalarını engelleme amaçlı siyasi bir şovdur, tribünlere oynamadır” dedi.
Bozdağ, Komisyon çalışmasıyla ilgili Anayasa ve İçtüzük’te herhangi bir engelleyici hükmün bulunmadığını belirtti. Bozdağ, İçtüzük’e göre, komisyonların, üye tam sayısının üçte biriyle toplanıp, toplantı kararlarını salt çoğunlukla aldığını hatırlatarak, ”Gruplarla toplanıp gruplarla karar vermez, üyelerle toplanıp üyelerle karar verir” diye konuştu.
TASARI KABUL EDİLDİ
Yargıtay ve Danıştay’da daire sayısını artıran tasarı, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.
Tasarıya göre, Yargıtay’da 32 olan daire sayısı 38′e, Danıştay’da 13 olan daire sayısı 15′e çıkarılacak. Buna göre, Danıştay, 14′ü dava, biri idari daire olmak üzere 15 daireden oluşacak.

DSP’den istifasının istenmesinin asıl nedenini partiyi ve bugünkü yönetimi eleştirmesi olarak gösteren Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, “Pazartesi günü arkadaşlarım ile görüşeceğim ve DSP’ye istifa dilekçemi resmen yollayacağım. DSP’nin yönetimini beğenmiyorum” dedi. Büyükerşen CHP’ye katılıp katılmayacağı yönündeki sorulara ise “Eskişehir halkı derse ki tabi ki geçeceğim. Herhalde başka bir partiye de geçmek mümkün değil. Önümüzdeki haftanın sonuna doğru belli olacak” diye cevap verdi.
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, bir toplantı için gittiği Barcelona’dan cumartesi akşamı İstanbul’a döndü. DSP’den istifası istenmesiyle ilgili Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını cevaplandıran Büyükerşen, “Güya Eskişehir’de bir tören düzenlemişim ve DSP Genel Başkanı Masum Türker ve milletvekillerini çağırmamışım. Yok böyle bir şey. Çünkü ben ne bir tören düzenledim ne de bir açılış yaptım. Asıl sebep DSP’yi ve bugünkü yönetimini eleştirmemdir. Maalesef Masum Türker genel başkan olmasaydı, DSP’den istifa etmezdim. DSP’nin yönetimini beğenmiyorum. Ayrıca seçimlere tek başına kazanamayacağını barajı bile aşamayacağını bile bile girmesi de aslında Türkiye’de soldaki düşünce sahiplerinin ve soldaki oy potansiyelinin bölünmesine neden olacaktır”dedi.
Polonya’dan Türkiye’ye Vize Müjdesi
Polonya Başbakanı Donald Tusk, ”AB’nin tutumu ne olursa olsun, Polonya stratejisinde, Türkiye’nin AB’ye girmesi sabit bir unsur oluşturmaktadır” dedi
Başbakan Erdoğan, önceki akşam Ankara’dan İstanbul’a gelirken konuğu Polonya Başbakanı Donald Tusk ve eşi Malgorzata Tusk’u da aldı. İstanbul’a inişte de konuk çifte özel ANA uçağıyla havada 15 dakikalık bir tanıtım turu attırdı…
Önceki akşam Ankara’dan İstanbul’a geçerken, resmi temaslar için Ankara’da bulunan Polonya Başbakanı Donald Tusk ve eşi Malgorzata Tusk’u da “ANA” adlı özel uçağına davet eden Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, konuklarına kuş bakışı İstanbul turu yaptırttı. Yol boyunca uçakta konuklarıyla sohbet eden Başbakan, uçak İstanbul’a yaklaşırken Tusk’u kokpite davet etti. Kaptan pilot da bu sırada uçağın rotasını İstanbul Boğazı’nın üzerinden çizdi.
Başbakan Erdoğan, uçak İstanbul Boğazı üzerinden geçerken, Polonya Başbakanı Tusk’a kenti tanıttı. İlk kez İstanbul’a gelen Polonya Başbakanı Tusk, gördüğü manzaradan çok etkilendiğini söyledi. DHMİ yetkilileri, Başbakan Erdoğan ve misafirlerini taşıyan uçağın Beykoz’dan gelerek Boğaz ve tarihi yarımada üzerinde 15 dakika süreyle İstanbul turu attığını söyledi. “ANA” uçağı, daha sonra Büyükçekmece üzerinden dönerek, pist başından tekrar Atatürk Havalimanı’na iniş yaptı.
İstanbul’a Ana Uçağı’yla gelen Polonya Başbakanı Donald Tusk, dün katıldığı DEİK’teki Türkiye-Polonya İş Forumu’ndaki konuşmasında, vize müjdesi verdi. Vize engellerinin kaldırılması konusunda gerekli adımları atacaklarını söyleyen Tusk, bu konuda Avrupa’ya da baskı yapacaklarını, Polonya’nın Avrupa çapında komşularıyla vize rejiminin kolaylaştırılmasından yana olduğunu söyledi.