
Güncelleme:02 Şubat 2011 21:05
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Bakanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Torba Kanun’un 183 maddesinde yer alan düzenlemeyle ilgili açıklamalarına ilişkin, “CHP’de her kafadan ses çıkıyor, kimse ne yaptığını bilmiyor derken CHP’li dostlarımız rahatsız oluyorlar. CHP’de orkestra şefi maharetli değil derken rahatsız oluyorlar. Kendi arkadaşlarınız bu düzenlemeyi (Torba Kanun’un 183. maddesi) yapmış. Siz çıkıp da bunu grup toplantınızda bu şekilde, AK Parti’nin bir suçuymuş gibi anlattığınızda sizin samimiyetinize inanırlar mı? AK Parti hesapları ve harcamaları açık ve şeffaftır” dedi.
Çelik, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği bazı iddialarla ilgili açıklamalarda bulundu.
Fiskobirlik’in, 2002’de iflas eden bir kuruluş olduğunu ve fındık paralarını ödeyemediğini ifade eden Çelik, fındık paralarının artık ödenebildiğini belirtti.
Çelik, 2002’de 1.6 TL olan fındığın bugün 4.5 TL civarında satıldığını, fındığa verilen desteğin ise dönüm başına 150 TL’yi bulduğunu anlattı.
Ordu ve Giresun’a havaalanı yapılmadığı yönünde iddialar olduğuna işaret eden Çelik, bu bölgeye havaalanı yapılmasının zaten yatırım programı içinde olduğunu ve gelecek ay ihaleye çıkılacağını bildirdi. Çelik, Türkiye’deki havaalanı sayısının 46’ya ulaştığını ifade ederek, “Havaalansız il bırakmayacağız” dedi.
Sivil havacılıktaki iyileşmeye işaret eden Çelik, 2015’te ulaşılması öngörülen 55 milyon yolcu sayısının daha 2005 yılında elde edildiğini söyledi.
“Sivil havacılıkta CHP, AK Parti’ye dil uzatırsa büyük haksızlık yapmış olur” diyen Çelik, Karadeniz’de liman ve tersane yatırımlarındaki artışa dikkati çekti.
“BUNU TEK KELİME İLE AYIPLIYORUM”
CHP’lerce, AK Parti’nin harcamalarıyla ilgili de bazı iddialar dile getirildiğini anımsatan Çelik, şunları kaydetti: ”Partilerin hesaplarını Anayasa Mahkemesi inceler. Mahkemenin, 2010 yılı kesin hesap incelemelerine göre, AK Parti’yle ilgili 5 yıl için ’uygun görülmeyen’ harcama tutarı 63 bin TL’dir. Uygun görülmeyen harcamalar nelerdir? ’Parti adına değil, kişiler adına düzenlenen belgeler var.’ deniliyor. O da nedir? Bir arkadaşımız, bir genel başkan yardımcımız, bir milletvekilimiz, bir MYK üyemiz, bir ile gitmiş. Uçak bileti almış. Uçak bileti parti adına değil de şahıs adına kesilmiş. Anayasa Mahkemesi diyor ki ’Hayır, parti adına kesilmesi lazım. Bunu kabul etmiyorum.’ Otelde kalmış, fatura parti adına değil de şahsı adına kesilmiş. Burada yapılan yolsuz bir harcama söz konusu değil. Fatura kaybolmuş, faturanın noter tasdikli sureti verilmiş. Anayasa Mahkemesi diyor ki ’Hayır, aslını istiyorum.’ Bunu uygunsuz harcama olarak görüyor. Bu tür harcamalardır. Sayın Kılıçdaroğlu, AK Partililer sanki tonlarca parfüm almış, bütün bu parfümleri de Sayın Başbakan sabah akşam sıkmış gibi bir açıklama yaptı. Bu tek kelime ile ayıp. Sayın Kılıçdaroğlu’na kelimeleri öğretmek istiyorum. Fransızca “Parfümeri” kelimesine ’Itriyat’ denilirdi. “Itriyat” veya ’parfümeri’ sadece parfüm manasında değil, parfümeri, kozmetik olarak da geçer. Bizim genel merkezde makyözümüz var, berberimiz var. Buralara alınan spreyden tutun da aklınıza gelecek ne kadar makyaj malzemesi, parfümeri malzemesi varsa tüm bunların toplamı, ne kadar biliyor musunuz? 5 yılda, toplam 2 bin 768 TL. Yılda 500 TL. Şimdi sanki, sabah akşam kendi özel bakımlarını partiye yaptırıyorlarmış, Başbakan veya buradaki partililer yapıyormuş gibi çıkıp bunu grup toplantınızda anlatacaksınız veya burada AK Partililer’in uygunsuz, yolsuz bir harcama yaptıklarını söyleyeceksiniz, ima edeceksiniz. Bunu tek kelime ile ayıplıyorum.”
Çelik, CHP’nin, uygun görülmeyen harcamalarıyla ilgili ise, “CHP’liler yemeğe gitmişler, garsona bahşiş vermişler. Onu gider göstermişler. Resmi gazetede geçer. 16.12.2010’daki resmi gazetede AK Parti ve CHP’nin harcamalarını göreceksiniz. Başka ne var? Tahrifatla ödenmesi gereken tutarlarda fazla ödeme yapmak, evrak sahteciliği yapmak. AK Parti’nin 63 binine karşın CHP’nin harcaması 1 milyon 35 bin TL. Başka ne var? Mükerrer gider kaydı var. Yapılan harcamayı tekrar tekrar yapılmış gibi göstermek. Halk TV’nin kendisinin yapması gereken ödemeleri CHP’nin parasından yapmak. Bu da 236 milyon TL tutarında” diye konuştu.
“CHP KENDİ ÖNERİSİNE SAHİP ÇIKMIYOR”
Çelik, Torba Kanun’un 183. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Siyasi partiler amaçlarına ulaşmak için siyasi faaliyet kapsamında her türlü harcamayı yapabilir”şeklindeki düzenlemeyle ilgili, Kılıçdaroğlu’nun, “Torba Kanun’a bir madde daha eklediler. İstedikleri gibi harcama yapabilirler, parfüm alacaklar ya ondan” diye açıklamada bulunduğunu belirtti. Bu düzenlemeye ilişkin talebin CHP’den geldiğini savunan Çelik, düzenlemenin CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Edip Uğur, CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek tarafından birlikte formüle edildiğini söyledi.
Çelik, “CHP’de her kafadan ses çıkıyor, kimse ne yaptığını bilmiyor derken CHP’li dostlarımız rahatsız oluyorlar. CHP’de orkestra şefi maharetli değil derken rahatsız oluyorlar. Kendi arkadaşlarınız bu düzenlemeyi (Torba Kanun’un 183. maddesi) yapmış. Siz çıkıp da bunu grup toplantınızda bu şekilde, AK Parti’nin bir suçuymuş gibi anlattığınızda sizin samimiyetinize inanırlar mı? AK Parti hesapları ve harcamaları açık ve şeffaftır” açıklamasında bulundu.
“KELİME OYUNLARI YAPMAYIN”
AK Parti’nin adının başındaki ilk harflerden yola çıkarak, “Aldatanlar ve Kandıranlar Partisi” diye bazı nitelendirmelerde bulunulduğunu dile getiren Çelik, “Kelime oyunları yapmaya başladınız mı bunun nerede duracağına siz karar veremezsiniz. Harflerden yola çıkarak, size de yakıştırmada bulunabilir insanlar. Birileri de çıkar, CHP’ye, ’Cürüm ve Hile Partisi ya da Cehalet ve Hile Partisi’ der. Bu tek kelimeyle ayıp. Kelime oyunlarıyla yakıştırmalar yaparsanız, başka insanlara da size başka yakıştırma yapma hakkı doğar. Bunu yapmayın, böyle basit şeylerle uğraşmayın” diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçekleştirdiği toplu açılışlardaki tesisler arasında, daha önceden açılanların bulunduğu, sadece boya badana yapılan binaların açılışlara dahil edildiği, yapılan ek binaların açılış kapsamında değerlendirildiği yönünde de iddialar ortaya atıldığına değinen Çelik, bu iddiaları yalanladı.
“Yaptığımız hizmetlerden, yatırımlardan dolayı verdiğimiz rahatsızlık için CHP’den özür diliyoruz” diyen Çelik, “CHP’nin bu lafları (Açılışlara ilişkin iddiaları) üzerine kaleme sarılan kalemşöler var. CHP’lilere de, o köşe yazarlarına da söylüyorum. Başbakanın enerjisine, hayallerine sizin hayalleriniz ulaşamaz” şeklinde konuştu.
Çelik, Sosyal Güvenlik Kurumu zararlarına ilişkin, bugün kurumun zararının, Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürlüğü yaptığı dönemdeki zararla kıyaslandığında “oransal” olarak daha düşük olduğunu söyledi.
“CHP TEK TİPÇİLİĞİN, DAYATMACILIĞIN SEMBOLÜ VE ADIDIR”
Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, “Bütün özgürlüklerin garantisi biz olacağız” diye açıklaması olduğunu belirterek, şöyle konuştu: ”Bunu CHP söyleyince insanın gülesi geliyor. CHP, tek partili zihniyetin, jakoben devlet anlayışının, tek tipçiliğin, dayatmacılığın sembolü ve adıdır. Yargıyla ilgili kıyametler koparıyorlar. Çünkü CHP yargıyı kendi arka bahçesi görüyor. Çünkü onlar hala M. Esat Bozkurt’un şekillendirdiği yargının özlemi içindeler. Bunun devam etmesini istiyorlar. Biz de diyoruz ki, hayır. Yargı halkın yargısı olsun. Sizin arka bahçeniz değil, milletin adalet bahçesi olsun. Milleti direnmeye çağırıyorlar, sıkılmadan utanmadan Atatürk adına nutuklar icat ediyorlar. Atatürk’ü, Atatürkçülüğü, Nutuk’u iyi bilenlerden biri olduğumu iddia ediyorum. ’Türk çocuğu Cumhuriyeti tehlikede görürse eline geçirdiği taşla, sopayla, silahla Cumhuriyeti savunacaktır.’ Bunun adı anarşidir. Atatürk böyle bir şey demedi. Atatürk’ün arkasına geçerek siyaset yapmayın. Atatürk hayatta olsaydı bunların hepsini kovardı. Sizin ne kadar özgürlükçü olduğunuzu Dersimliler’e sorun. İnsanları mağaralara kapatarak gaz vermek özgürlükse ona bir şey diyemem. Birine çamur atarken, birkaç kere düşünmelisiniz. Attığınız bütün çamurlar size iade edilecektir. Kılıçdaroğlu’nu değil, halkımızı önemsediğimiz için sizin yalanlarınızı suratınıza çarpacak, çarpmaya devam edeceğiz.”

Güncelleme:01 Şubat 2011 11:30
Milliyet’in edindiği bilgiye göre, Başbakanlık bünyesinde görev yapan koruma polislerinin kullandığı 06 AH 1641 plakalı gri renkli Ford Mondeo marka koruma otomobili, dün Mamak Tıp Fakültesi Caddesi’nde park halinde bulunduğu kuyumcunun önünden çalındı. Koruma aracının Devlet Bakan Kavaf’ın yakın korumaları tarafından kullanıldığı öğrenildi.
Borcunu ödemeye gitmiş Koruma aracını kullanan koruma polisi, borcunu ödemek üzere dün saat 11.30 sıralarında Mamak Tıp Fakültesi Caddesi’ndeki bir kuyumcuya gitti. Aracın motorunu durduran koruma polisi anahtarları kontakta bırakarak, otomobilden indi. Koruma polisinin kuyumcuya girmesinin ardından, yüzlerini atkı ve bere ile gizleyen bir kişi, anahtarı üzerinde bulunan aracı çaldı. Dışarı çıktığında aracı park ettiği yerde bulamayan koruma polisi, geçirdiği şaşkınlığın ardından durumu amirlerine bildirdi.
Ankara polisi, Başbakanlık korumalarına ait olan aracı bulmak için alarma geçti. Olay yerindeki işyerlerine ait kamera kayıtlarını inceleyen polis ekipleri, çalınan koruma aracının atkı ve bere ile yüzünü gizleyen bir kişi tarafından çalındığını tespit etti. Çalınan koruma aracının son olarak Mamak’tan Nato Yolu istikametine gittiğini belirleyen polis ekipleri, başkentin her yerinde bu otomobili arıyor.
Kavaf’ın koruma amiri, korumalarının kullandığı aracın çalındığını Bakanlar Kurulu’nun ardından Bakan Kavaf’a da iletti.

Güncelleme:01 Şubat 2011 12:24
İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:
İçerde ve dışarıda özellikle bölgemizde önemli gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Bunlara geçmeden önce son haftalarda ülkemizde yaşadığımız, yaşattığımız büyük açılış coşkularını kısa özetleyeyim istiyorum.
8 Ocak’ta Kars’ta toplu açılışları gerçekleştirdik. Okullardan, bölünmüş yollara kadar 43 farklı yatırımı o illerimizde son derece coşkulu bir katılım eşliğinde Karslı kardeşlerimize kazandırdık. Aynı gün Kars Sarıkamış ilçesinde, 1914 harekatında hayatını kaybeden şehitlerimizi de bir kez daha yad ettik.
Oradan Kuveyt ve Katar’a hareket ettik. Her iki ülkede iş konseyleriyle bir araya geldik. Ayrıca Kuveyt’te şahsıma mümtaz şahsiyet ödülünü de ülkem ve milletim adına büyük bir gururla teslim aldım.
15 Ocak’ta Muğla’daydık. Fethiye’de Muğla ve ilçeleri için yaptığımız 33 tesisin toplu açılışın gerçekleştirdik. Ardından İstanbul’da büyük bir açılış coşkusu yaşadık. 28 kavşak, 3 spor salonu, 2 metro istasyonu ve 3 adet stat bağlantı tünelini, 36 farklı yatırımı bir tek toplu açılış töreniyle, Sinan Erdem spor salonunda İstanbul’a kazandırdık. Sadece bu açılış töreniyle, İstanbul’a kazandırdığımız yatırımların toplam bedeli 775 milyon lira.
Ardahan’da 27 tesis, Batman’da 69 eser açtık. 12 Eylül’de ‘evet’ oyunun rekor düzeyde çıktığı, Ağrı’da aynı şekilde 41 yatırımın toplu açılışını gerçekleştirdik.
Bu arada Ukrayna’ya resmi ziyaretimiz oldu. Orada vize muafiyeti konusunda müzakerelerin başlatılması kararını aldık.
ERZURUM ÜNİVERSİTE OYUNLARI
Tabi Erzurum’da çok daha farklı bir heyecanı yaşadık. Önce 7 Ocak’ta Erzurum’a giderek, kış oyunları için Erzurum’a kazandırdığımız yaklaşık 650 trilyonluk bir yatırımla inşa ettiğimiz eserlerin açılışını yaparak Erzurumlulara kazandırdık.
Muhteşem bir manzaraydı. Lapa lapa yağan karın altında, statta tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Hele hele 80 yaşındaki cirit ustası dedemizle, 10 yaşındaki torununun, belki de torununun at üzerinde stadı selamlarken oluşturduğu tablo, dadaşların coşkusu, 80 ülkenin televizyonlarından canlı olarak yayınlandı. O manzara karşısında gözyaşlarına hakim olabilmek mümkün değildi.
8 yıl boyunca Erzurum’a her alanda yaptığımız yatırımları, Universiade’la farklı bir boyuta getirdik. Çok şükür artık Erzurum yeniden uluslar arası bir marka kent olma yolunda önemli bir sınavı başarıyla geçti.
Bugünde grup toplantımızın ardından Bişkek’e hareket ediyoruz. İki ülkenin ticaretini artırmak için toplantımızı yapacağız. Alın teri döken her bir kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Eğitime ilişkin birkaç şey söylemek istiyorum. Dün TRT Okul’un açılışını gerçekleştirdik. TRT Okul 24 saat eğitim yayını yaparak eğitime önemli bir katkı sağlayacak.
Kredi ve Yurtlar Kurumu’muz yurtdışındaki öğrencilerimize kredi ve burs vermeye başlıyor. Öğrenci yurdu için de hazırlıklarımız başladı. Milli Eğitim Bakanlığımız başarılı fakat ihtiyaç sahibi öğrenciler burs desteği sağlıyordu. Şu anda 212 bin öğrencimiz bu burstan yararlanıyor.
Bölgemizde, yakın coğrafyamızda önemli olaylar, açıkçası tarihe yön verecek önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu olaylara yaklaşımımız, günlerdir siyasi çevrelerde sorgulanıyor. Alıştık bunlara.
“SESSİZ KALMAMIZ MÜMKÜN DEĞİLDİR”
Şunu öncelikle söylemek istiyorum. Ak Parti her zaman hak ve özgürlükten yana olmuştur. Bizim bırakın bölgeyi, dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir zulme sessiz kalmamız mümkün değildir. Bunları ama yazılı, ama sesli muhakkak dile getirmişizdir.
Ak Parti kurulduğu günden itibaren halkın tercihlerinin her şeyin üzerinde olduğuna inanmış ve bunu savunmuştur. Ak Parti yola çıkarken, yeter söz de karar da milletin diyerek, sadece millete inanarak iktidara iş başın gelmiş, emanet yüklenmiş bir partidir. Her zaman söylüyorum. Ak Parti’nin rotasını millet çizmiştir, bundan sonra da millet çizecektir. Ak Parti’nin kumaşını millet dokumuştur, bundan sonra da millet dokuyacaktır.
Milletin demokrasi yönünde ortaya koyduğu büyük bir haykırıştır. Ak Parti’nin varlık sebebi demokrasiye güç vermektir. Hukukun üstünlüğünü hakim kılmaktır. Hak ve özgürlükleri hayata geçirmektir. Ak Parti dünyanın her yerinde, hiç korkmadan, asla ve asla tereddüt etmeden mazlumun, mağdurun yanında olmuş, her zaman baskı ve zulmün karşısında cephe almıştır.
HİÇBİR YERDEN İCAZET ALMADIK
Biz bugüne kadar hep dik durduk ama dikleşmedik. Bundan sonrada devam edeceğiz. Bizim bu dik duruşumuzu, birkaç tane entelektüel, birkaç tane köşe yazarı şekillendiremez. Biz hiçbir yerden icazet alarak bu yolda yürümüyoruz.
“TÜRKİYE TABULARI YIKIYOR”
Türkiye tarihin akışını değiştirecek roller oynuyor. Şahsiyetli bir dış politika izliyoruz. Zalimle zalim diyen, katile katil diyen Türkiye tabuları yıkmaktadır. İnsanları ablukaya mahkum edenlere dur bakalım diyen Türkiye hakkı ve hakikati haykırmaktadır.
Biz kendimiz için istediğimizi diğer kardeşlerimiz için de isteyen bir anlayışın temsilcisiyiz. Biz kardeş halkların komşu ülkelerin istikrarsızlık yaşamaması için bugüne kadar elimizden gelen çabayı sarf ettik. Bundan sonra da sarf edeceğiz.
İçindeki sorunları çözemeyen, kendi arasında uzlaşı sağlayamayan ülkeler aydınlık bir geleceğe de ulaşamazlar. Menfaatlerini de koruyamazlar.
Bunun için Filistin’de ulusal uzlaşı çağrısı yaptık. Irak’ta demokratik mutabakatın sağlanması için gayret gösterdik. Biz her zaman bölgemizdeki ülkelerin ulusal uzlaşılarını, birliklerini, demokratik gelişimlerini destekledik. İşte bu grup Türkiye içinde olduğu kadar, başta bölgemiz olmak üzere, tüm dünyada mazlumların sesi olarak tarihe ismini yazdırmış bir gruptur.
HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE HİÇBİR YÖNETİM KAYITSIZ KALAMAZ
Tarihte baskıyla sindirmeyle korkutmayla ayakta kalmayı başaran hiçbir yönetim yoktur. Er yada geç insanlık onuru ve haysiyeti bütün zincirleri kırmış, duvarları yıkmış, mazlumun ahı aheste de olsa çıkmıştır. Bu yüzden hak ve özgürlüklere hiçbir yönetim kayıtsız kalamaz.
Cumhuriyetimiz her geçen gün daha ileri demokrasiye doğru yol almaktadır. Demokrasi halkın sesine gönlüne iradesine taleplerine sahip çıkmayı, bunları yönetime yansıtmayı gerektirir.
Halka gözünü gönlünü kulağını kapatan yönetimler uzun ömürlü olamazlar. Halkın hiçbir çağrısı karşılıksız kalmaz. Halka rağmen hiçbir iktidar ayakta duramaz. Devlet halk içindir, halkın varlığıyla iradesiyle anlam kazanır.
Biz kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız kardeşlerimiz için aynısını istiyoruz. Biz kendimiz için nasıl huzur güvenlik istikrar kalkınma birlik istiyorsak, kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz.
ERDOĞAN’DAN MÜBAREK’E: “HEPİMİZ FANİYİZ”
Buradan Mısır Devlet Başkanı sayın Hüsnü Mübarek’e içten bir uyarıda bulunmak istiyoruz. Bizler insanız. Bizler faniyiz. Kalıcı değiliz. Her birimiz ölecek ve geride bıraktıklarımızdan dolayı sorgulanacağız.
Hepimiz gelip geçiciyiz. Baki olan gök kubbe altında hoş bir sada bırakmaktır. Saygıyla anılmaktır, rahmetle yad edilmektir. Bizler halk için varız. Onun için diyorum ki yarın öldüğümüzde, hoca efendi gelip şunu söylemeyecek. Cumhurbaşkanı niyetine demeyecek, Başbakan niyetine demeyecek, bakan niyetine demeyecek.
Trilyarderlere sesleniyorum. Trilyarderler niyetine demeyecek. Er kişi niyetine diyec ek, hatun kişi niyetine diyecek.
Seninle beraber gelecek sadece kefen olacak. Öyleyse o kefenin kadri kıymetini bilelim. Hem vicdanımızın, hem de halkımızın sesine, onların ya hayır duasına ya da bedduasına hazır olalım. Onun için halkın haykırışına kulak verin, kulak verelim.
Halktan gelen değişim arzusunu karşılayın. Açık söylüyorum. İstismarcıların, Mısır üzerine karanlık senaryoları olanların inisiyatif almalarına izin vermeden, önce siz adım atın. Halkı tatmin edecek adımlar atın.

Güncelleme:31 Ocak 2011 13:40
Manchester Metropolitan University’nin kıdemli psikologlarından Dr. David Holmes, yılda ortalama 10 mutlu gün yaşadığımızı ama bunların hiçbirinin 31 Ocak kadar kuvvetli olmadığını söyledi.
“31′inde işe bankaya yatacak maaşımızın coşkusuyla neşe içinde gidiyoruz.” diyen psikolog yaz tatili için en çok yer ayırtılan dönem olan Ocak sonunun da bu sevinçle birleştiğine işaret etti.

Güncelleme:30 Ocak 2011 10:32
Ankara Kuğulu Parkta akşam saatlerinden itibaren biraraya gelen vatandaşlar yeni yapılan düzenleme ile alkol satışına sınırlama getirilmesini içki içerek protesto etti. Sosyal paylaşım sitesi facebook üzerinden örgütlenen içki yasaklarına karşı olanlar, silah ruhsatı alma yaşının 18′e, içki içme yaşının 24′e yükseltilmesine tepki gösterdi.

Basın açıklamasının ardından bazı gruplar, polise havai fişekler ve molotofkokteyli atınca olaylar çıktı. Polis göstericileri göz yaşartıcı bomba ve basınçlı su kullanarak dağıtmaya çalıştı. Göstericilerin attığı molotof koyteylileri akrep olarak adlandırılan zırhlı polis aracını alevler arasında bıraktı.
Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, 10 Aralık 2010 gecesi İpekyolu Caddesi Anadolu Lisesi karşısında Aziz Sevmiş yönetimindeki minibüsle, plakası ve sürücüsü belirlenemeyen bir otomobili durdurup üst araması yapmak üzere iki araçta bulunan 9 kişiyi aşağı indirdi. Bu sırada grup arasında bulunan BDP Gençlik Kolları sözcüsü olduğu belirtilen 33 yaşındaki Sedat Karadağ, iddiaya göre üzerinde taşıdığı tabancayı çekip kendini vurdu. Kanlar içinde yere yığılan Karadağ ağır yaralandı. Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Karadağ, daha sonra da askeri helikopterle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı.