
Güncelleme:09 Şubat 2011 11:06
Radikal’in haberine göre, eylemcilerin Hüsnü Mübarek yönetimini, mahkumları kendilerine saldırsın diye salıverdiği iddiaları doğru. Bu iddialar, 19 yıl 4 aydır Mısır’da tutuklu olan Balıkesirli Nihat Kazdağlı tarafından doğrulandı.
“Yarın ne olacağımız belli değil. Evvelki gün kapıları açmışlar, önce gidin demişler. Sonra herkesi taramışlar. Arayanımız, soranımız yok. Korkuyoruz.” diyen Kazdağlı asıl korkularının unutulmaktan öte öldürülmek olduğunu belirtti ve Kazdağlı, Kahire’deki gösterilerin merkezi durumundaki Tahrir Meydanı’na çeşitli cezaevlerinden özgürlük vaadiyle çıkarılan mahkumların gönderildiğini öne sürdü;
“Duyduğumuz kadarıyla Emn el Devle denilen Mısır istihbarat örgütü Ebu Zabel, Merç, Teyyum gibi cezaevlerinden mahkûmları, göstericilere saldırsınlar diye salıvermişler”
6 TÜRK MAHKUM VAR
El Kınatr adlı cezaevinde kalan Kazdağlı, kendisinin dışında üçü kadın 5 Türk mahkumun daha hapishanede bulunduğunu söyledi ve Mısır’da devam eden kargaşaya rğmen kendilerine karşı olan ilgisizlikten şikayet etti:
“Zaten kimse gelip gitmezdi. Tek tük telefona çıktıklarında ‘bakarız, yaparız” deyip kapatırlardı. Olaylar başladığı günden bu yana iletişim koptu. Kimseye ulaşamadık. Can güvenliğimizden endişeliyiz. Ama kimse bizi umursamıyor”
Bugüne dek yalnızca Yaşar Yakış’ın büyükelçi olduğu dönemde düzenli iletişim kurabildiklerini belirten Kazdağlı, ancak Yakış’ın da bir şey yapamadığını savundu.
‘BİZİMLE İLGİLENİLSİN’
Kazdağlı, “Cezamızı çekmek için bunca yıldır bizi Türkiye’ye aldırmaları için yalvarıyoruz; ama kimse ilgilenmiyor” derken son günlerde koşulların iyice kötüleştirdiğinden yakınıdı: “Burada bir somun ekmek ve yarım kalıp helva veriyorlar günde. Kalan her şey parayla. Paramız gelmiyor, Gelse de cezaevinde her şey on katı fiyatına. Bildiğimiz kadarıyla yatan kadınlardan biri kanser ve ilaç bulamıyor. Acı çekiyormuş. Tayyip Erdoğan’dan rica ediyoruz. Bizimle ilgilensin.”
Güncelleme:04 Şubat 2011 12:30
Müjdat Ancak reklam dönüşü Cumhuriyet yazarı yine stüdyodaki yerinde duruyordu. Zileli’nin arada yapılan ısrar üzerine programa döndüğü ifade edildi. Yani Cumhuriyet yazarı geçtiğimiz haftalarda yaşanan olayın aynısını tekrar etmiş oldu.

Güncelleme:04 Şubat 2011 12:54
TRT’nin en çok izlenen kanallarından biri olan TRT Haber’de yayınlanan “Büyük Takip” isimli haber programında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ile ilgili tek taraflı iddialara yer verildi. Derneğin bölücülük faaliyetlerinde bulunduğu öne sürülen programda, önceki yıl hayatını kaybeden dernek başkanı Türkan Saylan’ın “İstanbul Üniversitesi’ndeki başı örtülü öğrencilere hipnoz yaparak başını açtırdığı, Atatürkçülüğü bir maske olarak kullandığı, İslam düşmanı olduğu” iddia edildi.
Tek taraflı iddialar
‘Büyük Takip’in ÇYDD ve Çağdaş Eğitim Vakfı’nı konu alan belgeseli 14 Ocak saat 20.30’da yayınlandı. Yaklaşık 40 dakika süren program boyunca, ÇYDD ile ÇEV ile ilgili taraflı iddialara yer verildi. Programda şu yorumlarda bulunuldu:
- “Bu iki kuruluş yıllarca toplumun önde gelen isimleri tarafından korunup kollandı. Her türlü övgü ve desteğe mazhar kılındı. Taki Ergenekon kapsamında yapılan baskınlara kadar. 18 Mart’ta duruşma yapılmasına karar verildi.
- Eğitimin yanında her şey yapılıyordu. Bazı medya organlarının çizdiği resim, diğer tarafta savcıların çizdiği resim.
- İddinamede, ÇYDD’nin burs verdikleri arasında PKK, DHKP-C gibi yasa dışı örgütlere mensup olanların bulunması, özellikle kız öğrenciler kullanılarak askeri okullara sızma faaliyet yürütülmesi, tüm bunlar için yurtdışından yüklü miktarda paralar aktarılması, telefon konuşmalarına şok ifadelerin yansıması gibi bilgiler yer aldı.
- Ergenekon’da hücre tipi sivil toplum kuruluşları var. Savcılar, bu hücreler arasında ÇYDD’nin olduğunu iddia ediyor. Örgütsel içerikli görüşmeler yapıldığı aktarılıyor, çarpıcı fotoğraflar delil klasöründe yer alıyor. Saylan, Ergenekon sanıklarıyla yan yana…
‘Leyla adını aldı’
- Türkiye ÇYDD hakkındaki farklı bilgilerden 4 yıl önce MİT tarafından 5 yıl önce Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilen bir yazıyla haberdar oldu. Üsküdar Gazetesi Sahibi Adnan Odabaşı’nın gündeme getirdiği misyonerlik iddiaları karşısında derneklerin açtığı davaların kararını bu belge belirledi. O belgede Saylan hakkında yapılan incelemede o güne kadar kimsenin bilmediği bir kimliği ortaya çıktı. Prof. Saylan hakkında yapılan açıklamada annesinin İngiltere doğumlu olduğu, Katolik Hristiyan olduğu, 1936’da Leyla adını aldığı, Dünya Kilisiler Birliği ile ortaklaşa çalıştığı anlatılıyordu.”
Dernekten suç duyurusu
ÇYDD Başkanı ve eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Aysel Çelikel, programda yer alan iddialar karşısında yargı yoluna gitmeye karar verdiklerini açıkladı. Dernek, TRT aleyhine önümüzdeki haftabaşında suç duyurusunda bulunacak. Dernek yöneticileri, programda adı geçen Adem Zencir diye birinin asla dernekte çalışmadığını ve tüm iddiaların asılsız olduğunu, programın TRT’de yayınlanmasına akıl erdiremediklerini söyledi.
İNANILMAZ İDDİALAR
‘Hipnoz yapıyor’
Programdaki röportajlarda dile getirilen iddialar ise şöyle:
- Adnan Odabaş (Üsküdar Gazetesi sahibi): “Bu insanlar Atatürk’ü kalkan yaparak bölücülük yaptılar.”
- Yılmaz Dikbaş (Araştırmacı): “Fakir, işsiz çocuklara Türk tarihine, Türk geleneklerine, Türk karakterine ters bir eğitim verdiler. Türkan Saylan bir Atatürkçü değildir.”
- Adem Zencir (Güvenilir öğrenci olarak Saylan’ın en yakınına kadar yükselmiş bir isim olduğu, dernekte çalıştığı, ancak imam hatip kökenli olduğu anlaşılınca kovulduğu iddia edilen kişi): “Türk devletine, Türk askerine ne kadar düşman varsa, onlara üç katı para verirlerdi. Deniz Yıldızları diye bir programları vardı. Bu seminerlerin içeriği İslam düşmanı. Mağdur Kürt kızlarıyla, askeri okuldaki bozulmayan çocukları sosyal temasa geçirmek, batı felsefesiyle yetiştirmek amaçlı yapılan sosyal aktivitelerdi. Saf kızları, yoksul kızları konağa alır, hipnoz yapardı. Ve bunu Türkan Saylan yapardı ve ruh ikizi Kemal Alemdaroğlu yapardı.”
Programda CHP eski MYK Üyesi Savcı Sayan, milletvekili Meh-met Sevigen ve gazeteci Aziz Üstel’in de yorumlarına yer verildi.

Güncelleme:03 Şubat 2011 14:19
Defalarca Kaymakamı İskender Yönden’le görüşmek istediğini belirten Hüseyin Taş, bir türlü emniyet güçlerini yanına yaklaştırmadı. Öfkeli babayı, Emniyet Müdürü A.Fuat Bozkurt’ta ikna edemeyince, Kaymakam İskender Yönden’e haber verildi. Olay yerine gelen Erzin Kaymakamı İskender Yönden, çocuğunu kesmek isteyen Hüseyin Taş’ı çılgın eyleminden vazgeçirdi.
Çocuğunu kesmek isteyen Hüseyin Taş’ı bir çay ocağına oturtup sakinleştiren Kaymakam Yönden, kendisine yardımcı olacaklarını söyledi.

Güncelleme:03 Şubat 2011 15:17
Olay, bugün saat 03.00 sıralarında İran topraklarında meydana geldi. Özalp İlçesi’ne bağlı Yukarı Balçıklı Köyü ve Çaldıran’ın Çilli Köyü’nden, kaçak akaryakıt getirmek amacıyla sınırı yasadışı yollarla geçen Ömer Pay (15) ve Suat Baykara (15), İran askerlerince açılan ateş sonucu öldü. Pay ve Baykara ile birlikte olan Hüsnü Baykara ise yaralandı.
İran topraklarında meydana gelen olayın ardından sınırı geçen köylüler, Ömer Pay’ın cenazesini Özalp’a, Suat Baykara’nın cenazesini ise Çaldıran’a getirdi. Devlet Hastaneleri’nde ön otopsileri yapılan cenazeler, daha sonra Van’a sevk edildi. Ömer Pay’ın yakınları Özalp Devlet Hastanesi’nde fenalık geçirirken, Özalp Kaymakamı Şener Çağlar ile Belediye Başkanı Murat Durmaz da hastaneye gelerek aileye başsağlığı diledi.
Olayda yaralanan Hüsnü Baykara ise Çaldıran Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
DHA

Güncelleme:03 Şubat 2011 14:11
İkinci pilotun da gözlemlerine dayanılan haberde, tuvaletten dönüp kokpite geçmek isteyen ikinci pilotun bir süre kokpitin kapısına vurmasına rağmen, kapının açılmadığı kaydedildi.
Adı açıklanmayan kaptan pilotun ise yazdığı savunmada, aynı gün 5 uçuş programı olduğu ve Kopenhag-Stockholm uçuşunun 4. uçuşu olduğunu belirterek, yoğun iş trafiğinden dolayı uçuşlardan önce sadece 3,5 saat uyuma olanağı bulduğunu belirterek kendini savunduğu bildirildi.
İddialar ile ilgili SAS Hava Yolları’ndan henüz bir açıklama yapılmadı.

Güncelleme:01 Şubat 2011 13:05

Güncelleme:29 Ocak 2011 15:34
SBS’nin 5. sınıflara yönelik birinci oturumunda, 39. soruda, şeftali kebabının nasıl yapıldığı sorularak, öğrencilere dört tarif seçeneği sunuldu. Sınavdan çıkan öğrenciler, bu soruyu hemen velileri ile paylaşırken, veliler, soruyu tebessümle karşıladı. Bazı öğrenciler bu soruya nasıl yanıt verdikleri konusunda, ”hiç yemedim ki nereden bileyim” derken, bazıları da, ”doğru” seçeneği işaretlediklerini söyledi.